İncirli cad. No:41 Kat:4 34147 / Bakırköy / İstanbul (Dilek Pastanesinin üstü)

Sık Sorulan Sorular

Hangi Durumlarda Vertebroplasti Veya Kifoplasti Yapılır?

Vertebroplasti ve kifoplastinin en çok uygulandığı hasta grubu kemik erimesine bağlı omurların zayıfladığı, kırık riski taşıdığı veya kırıldığı olgulardır. Bu hastalarda şiddetli bel sırt ağrıları olmakta ve ağrı ağrı kesici ve korse gibi yöntemlerle de geçmemektedir. İşte bu olgularda omurga tıbbi çimento ile güçlendirilerek ağrılar giderilir.

Vertebroplasti Ve Kifoplasti İşlemi için Genel Anestezi Şart Mı?

Bir çok hastada genel anestezi uygulanmadan sedoanaljezi yöntemi ve lokalanestezi ile bu işlemler yapılabilir. Ancak hastaların rahatsız olması durumlarında nadiren genel anesteziye başvurulur.

Vertebroplasti Ve Kifoplasti İşlemi Ne Kadar Sürer?

Vertebroplasti işlemi 20-30 dakika, kifoplasti işlemi 45 dakika kadar sürer.

Vertebroplasti İşlemi Aynı Seansta En Fazla Kaç Omurgaya Uygulanabilir?

Aynı seansda birden fazla omurgaya işlem yapılabilirse de önerilen aynı seansda en fazla üç omurgaya uygulanması ve her omurgaya yapılan işlem arasında 15 dakika ara verilir.

Vertebroplasti Ve Kifoplasti İşleminden Sonra Ağrı Tamamen Geçer Mi?

Hastaların %95’inde ağrılar tamamen geçer.

Kifoplasti Ve Vertebroplastinin Riski Var Mı?

Vertebroplastiye bağlı gelişecek komplikasyonların en sık görülen(Akciğer damarlarının tıkanması). Ayrıca tıbbi çimentonun omuriliğin geçtiği kanala sızması durumunda bacaklarda kuvvet kaybı gelişebilir. Bu riskler oldukça düşük olup, sızıntı kifoplasti yönteminde hemen hemen olmamaktadır.

Kifoplasti İle Vertebroplasti Arasında Ağrının Giderilmesinde Fark Var Mıdır?

Kifoplasti ve vertebroplasti karşılaştırıldığında ağrının giderilmesi bakımından aralarında önemli bir fark yoktur. Ancak kifoplasti vertebroplastiye oranla daha pahalı bir uygulamadır.

Kifoplastinin Vertebroplastiye Gore Üstünlükleri Nedir?

Kifoplastinin üstünlükleri omurgadaki çökmenin balon yardımıyla kaldırılarak yüksekliğin arttırılması ve böylece kifozun düzeltilmesi, ayrıca sementin omurga dışına kaçma ihtimalinin çok düşük olmasıdır.

Gergin Omurilik Sendromu Nedir?

Omuriliğin gerilmesine bağlı olarak, ilerleyici ortopedik şekil bozuklukları, ayak ve bacaklarda kuvvetsizlik, bel ve/veya bacaklarda ağrı, skolyoz ve idrar-dışkılama kusurunun görülebilidiği bir klinik tablodur.

Gergin Omurilik Sendromu Nasıl Oluşur?

Anne karnındaki dönemde , omuriliğin yapışmasına veya gerilmesine neden olan kalın filum, ayrık omurilik, miyelomeningosel, lipomiyelomeningosel gibi nedenler omuriliğin gerilmesine neden olurlar. Normal gebelik haftasında doğan bebeklerin %98’inde omuriliğin son kısmı (konus) L2–L3 aralığına, %1–2 olguda ise L3 vertebra düzeyine kadar uzanmaktadır. Doğum sonrası üçüncü ayda konus hemen hemen erişkinde olduğu gibi L1–2 aralığı düzeyindedir. Gergin omurilik tanısının konulabilmesi için omuriliğin son kısmının L2–3 düzeyinin altında olduğunun radyolojik olarak gösterilmesi gereklidir. Ancak omurilik normal sonlanma yerinde sonlansa bile gergin omurilik sendromu görülebilir.Lipomiyelomeningosel,dermal sinus traktusu, kalın filum,ayrık omurilik malformasyonları, miyelomeningosel veya lipomiyelomeningosel tamirlerinden sonra oluşan skar dokusu ve yapışıklıklar da gergin omurilik sendromuna neden olabilirler.

Ergin Omurilik Sendromunda Klinik Belirtiler Nelerdir?

Gergin omurilik sendromunda omurilik etkilenmektedir. Adale erimesi, reflekslerde azalma ve idrar kaçırma omuriliğin son kısmının etkilendiğinin göstergesidir. Erişkin dönemde gerilen omurilik sendromlu hastalarda ağn ve ürolojik bulgular ön plandadır. Çocukluk çağında ise cilt bulguları (kıllanma, kapiller hemanjiomlar, anjiomatoz nevüsler, ve atretik meningoseller vb.), ayak-bacak deformiteleri ve skolyoz görülebilir. Gergin Omurilik Sendromu olgularında belirti ve bulgular doğumdan itibaren bulunabilecegi gibi, ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir.

Gergin Omurilik Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

MRG ilk tercih edilecek radyolojik incelemedir. EMG hastalığın tanısında, takibinde ve ameliyat esnasında yararlanılmaktadır.

Gergin Omurilik Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide erken tanı ve erken ameliyat esastır. Ameliyatta omurilik sonlanma yeri olan gergin filum terminale kesilerek omurilik serbestleştirilir.

Epidural Kanama Nedir?

Epidural kanama genellikle, beyini kaplayan üç zar tabakasının en dışta olanı duramater üstündeki bir kan damarının yırtılmasına sebep olan bir kafa yaralanmasının sonucunda ortaya çıkar. Sıklıkla kafatasında kırığın izlendiği travma sonucu oluşur. Kırık hattının atardamar üzerinden geçtiği durumlarda damar yırtılarak beyin ve kafatası arasındaki dar boşluğa fazla miktarda kan sızması olur ve daha fazla kan toplandıkça, beyin üstündeki basınç artar.Sonuç olarak dura mater ve kafatası arasına kan sızar ve beyine baskı yapan pıhtılaşmış bir kan birikintisi (hematom) oluşur.

Epidural Kanamada Hastada Hangi Belirtiler Görülür?

Hastalar başlangıçta iyi iken takibinde hızlıca kötüleşebilirler. Belirtiler, yaralanmayı takip eden dakikalar ya da birkaç saat içinde ortaya çıkar. Ani ve şiddetli başağrısı, bulantı, baş dönmesi, kusma, kafa karışıklığı ve artan uyku hali belirtiler arasındadır. Eğer tedavi edilmezse, bir epidural kanama kalıcı beyin hasarına ve hatta ölüme yol açabilir. Çok hızlı teşhis ve acil tedavi önemlidir.

Epidural Kanamanın Tanısı Nasıl Konulur?

Epidural kanamanın tanısı bilgisayarlı tomografi ile konulur.

Epidural Kanamada Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Epidural kanamanın boyutu küçük ise aralıklı çekilecek beyin tomografileri(genellikle altı saatte bir) ve nörolojik muayene yapılarak takip edilirler.Ancak kanamanın boyutu büyük ise kanamayı durdurmak ve pıhtıyı çıkartmak için ameliyat gereklidir. Eğer ameliyat acil bir şekilde uygulanırsa, pek çok hastada tam düzelme söz konusu olabilir. Yetişkinler, 6 ay içinde fonksiyonla-rından çoğunu geri kazanacaktır. Çocuklar kafa yaralanmalarında daha hızlı iyileşmeye eğilimlidirler ve iyi bir şekilde düzelirler.

Elektromiyografi (EMG) Nedir ve Kim Tarafından Yapılır?

Elektromiyografi(EMG), hastayı fazla rahatsız etmeyecek şiddette doğrusal elektrik akımı kullanılarak, sinirlerin elektrik iletme fonksiyonlarının ölçüldüğü inceleme yöntemidir. Bunun için, parmaklara ve sinirlerin üzerindeki cilt bölgelerine düşük şiddette elektrik akımı uygulanır ve sinirin veya cildin başka bir yerinden bu akım bilgisayarlı aletlerle toplanarak ölçüm yapılır. Böylece sinirin sağlıklı fonksiyon yapıp yapmadığı anlaşılır.EMG tetkiki ,elektrofizyolojik inceleme konusunda eğitim almış Nöroloji uzmanı tarafından yapılır.

Elektromiyografi (EMG) Nasıl Yapılır?

EMG iki bölümden oluşur. Sinirlerdeki iletim hızının ölçüldüğü birinci bölümde; kasların üzerine yerleştirilen elektrodlar yardımıyla ilgili sinire çok hafif bir elektriksel uyarı verilerek sinirlerdeki iletim hızı hesaplanır.İkinci bölümde ise çok ince ve özel olarak yapılmış iğneler kullanılarak inceleme yapılacak kaslara ciltten girilerek elektriksel aktivitesine bakılır.Kaslardaki sorunların tanısı için EMG incelemesinde iğne elektrotları kullanılır. Bu yüzden iğne EMG'si olarak da adlandırılır. Özel olarak hazırlanmış iğnelerin içine çok ince bir tel konulması ile kayıt elektrodu haline getirilmişlerdir. Cihaza bağlı bir iğne ilk görüldüğünde elektrik verileceği korkusu uyandırır. Fakat iğne EMG incelemesinde herhangi bir elektriksel uyarı verilmez. Yalnız kaslarda normal veya anormal elektriksel aktivitenin kaydedilmesi için kullanılır. Araştırılan kasa iğnenin ucu direkt olarak yerleştirilir. İğne ucuna yakın olan kas bölgesinde o kasın kasılması için beyinden gönderilen uyarıların oluşturduğu elektriksel aktiviteler çok özel cihazlar aracılığıyla büyütülürler ve cihazın ekranından izlenirler. Görsel incelemenin yanında aynı sinyaller hoparlör sayesinde işitilir hale getirilirler ve incelemeyi yapan doktorun değerlendirmesine önemli katkıları olur.

EMG İncelemenin Süresi Ne Kadardır ?

Her zaman için bir vücut bölgesinde birden fazla sayıda sinir ve kasın incelenmesi gerekmektedir. Yöntem uygulama şekli nedeniyle ağrılı olabildiğinden uygulayıcı bilgi ve deneyimi yardımıyla incelemeyi sınırlayarak gereksiz girişimlerden kaçınır. Bazen de sınırlı gibi görünen ve kısa sürmesi planlanan incelemeler, uygulama sırasında elde edilen verilere göre genişletilebilir. EMG'de her hasta için hastalığına uygun ayrı inceleme planları uygulandığından standart bir inceleme süresinden bahsetmek güç olmakla birlikte bu süre 30 dakikadan 2 saate kadar uzayabilmektedir. Bu süre içerisinde hastanın mümkün olduğunca doktora yardımcı olması incelemenin daha sağlıklı olmasını sağlayacak, gereksiz uzamalara engel olacaktır.

Elektromiyografi (EMG) Tetkiki Hangi Durumlarda İstenir?
Sinir yaralanmaları (sinir kesisi,trafik kazaları vs.) Sinir sıkışmaları (karpal tünel sendromu vs.) Boyun ve bel fıtıklarının tanısında Sinirlerin fonksiyonlarını bozabilen hastalıkların (şeker hastalığı, böbrek hastalığı gibi) sinirler üzerindeki etkilerinin araştırılması, Yüz felci teşhis ve takibi Kas ve sinir-kas kavşağı hastalıklarının teşhisi (myasteni,myopati vs.) Kas erimeleriyle giden omurilik hastalıklarının (ALS,polio vs.) tanısında
EMG Tetkiki Herkese Yapılır Mı?

Kalp pili (pacemaker) , kan sulandırıcı ilaçlar(kumadin,aspirin vb.) kullanan ve kan pıhtılaşması bozukluğu olan hastalarda EMG tetkiki uygun şartla sağlanmadan yapılamaz.Çünkü pile yakın bölgelerde yapılan EMG incelemelerde pil ayarları bozulabilir veya kan sulandırıcı ilaça bağlı iğne EMG sırasında kas içi kanamalar olabilmektedir.

EEG (Elektroensefalografi) Nedir ?

Elektroensefalografi (EEG) beyin temel biyoelektrik aktivitesinin incelenmesidir. İşlem küçük elektrotların saçlı deriye yerleştirilmesiyle yapılmaktadır. Canınızın yanması söz konusu olmamakla birlikte bir süre sakin ve hareketsiz kalmanız yeterli olmaktadır. Beynin normal elektriksel faaliyeti başta epilepsi(sara hastalığı) olmak üzere bir çok hastalıkta bozulur ve EEG’yi oluşturan beyin dalgalarındaki değişikliklerin değerlendirilmesi sonucu bozukluğun yeri ve şekli hakkında bilgi sahibi olunur.

EEG Hangi Durumlarda İstenir ?

Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi inceleme yöntemleri beynin elektriksel faaliyeti konusunda bilgi vermezler. Özellikle bayılma ve kasılma gibi şikayetlerin nedenlerinin araştırılmasında, epilepsi hastalığının teşhisinde ve tiplerinin belirlenmesinde tedaviye karar verdirecek en iyi inceleme yöntemi EEG’dir. Epilepsi Yaşa uygun serebral elektrik olgunlaşmanın değerlendirilmesinde, Psikiyatrik hastalıklar Auralı migren Beyin fonksiyonlarının değerlendirilmesinde

EEG Çektirmenin Zararı Veya Riskleri Var Mıdır?

EEG ile sadece beyinin elektriksel dalgalarının kaydı yapılır. Vücuda elektrik verilmez ve ayrıca hiçbir yan etkisi de yoktur.

Brakiyal Pleksus Yaralanmalarında Hangi Durumlarda Cerrahi Tedavi Uygulanır?
Kesici-delici alet ile olan yaralanmalarda (Cam, bıçak kesileri Vb)  Açık köprücük kemiği kırıklarında etkilenen tarafta el ve kol kaslarında güçsüzlük var ise Damar yaralanmaları ile birlikte olan sinir yaralanmalarında Yaralanmadan 3-6 ay sonra klinik muayene veya EMG ile sinir iyileşme bulgularının saptanmaması durumunda
Doğum Sırasında Brakiyal Pleksus Yaralanması Neden Ve Nasıl Oluşur?

Genellikle normal vajinal yolla gerçekleştirilen doğum esnasında oluşan bu yaralanma, zor ve uzamış doğumlarda, makat gelişlerde ve bebeğin iri olması gibi durumlarda daha sık görülür. Doğum esnasında bebeğin omuzları , pelviste sıkışabilir.Bebeğin boynunun bir tarafı aşırı miktarda gerildiğinde brakial pleksusu oluşturan sinir demeti değişen oranlarda hasarlanabilir.

Doğum Sırasında Oluşan Brakiyal Pleksus Yaralanmasının Bulguları Nelerdir?

Bulgular oluşan sinir hasarının derecesine göre değişiklik gösterebilir Etkilenen elde yumruk yapılamaması, kollar arasında renk farkı, bir kolun diğerine göre daha yumuşak olması, daha büyük bebeklerde cisimlerin hep aynı elle kavranması, elini ağzına götürememe gibi belirtiler brakiyal pleksus hasarını işaret eden bulgulardır.

Brakiyal Pleksus Yaralanmalarında Cerrahi Tedavi Nasıl Yapılır?

Boyun ve/veya koltuk altından yapılacak kesilerle brakiyal pleksusu oluşturan sinir demetlerine ulaşılır. Kopuk olan sinirler mikrocerrahi yöntemleriyle onarılır. İçerisinde skar dokusu oluşmuş hastalıklı sinir dokuları çıkartılarak sinir onarımı yapılır. Onarılamayacak derecede yaralanmış sinirlerin tamiri için ise brakiyal pleksusu oluşturan sinir demetinden komşu bir sinirin veya vücudun başka bir yerinde az kullanılan başka bir sinirin hasarlı bölgeye getirilmesi söz konusu olabilir.Bazen yapılan sinir cerrahisine rağmen hastanın omuz, kol ve elinde kuvvetsizlik devam edebilir. Elini başının üzerine getirmekte, dirseğini ve bileğini bükmekte ve parmaklarını oynatmakta güçlük çekebilir. Bu gibi durumlarda tendon transferi adı verilen cerrahi girişim gerekebilir. Tendonlar, kasları kemiklere bağlayan ve eklemlerimizi hareket ettiren yapılardır. Brakial pleksus yaralanması olan hastada, bir tendon, yapıştığı yerden ayrılarak başka bir yere bağlanır ve bu sayede hareket ettirilemeyen eklemlerin hareket ettirilmesi sağlanır. Bu cerrahi yöntem, özellikle omuz, dirsek ve el bileği hareketlerinin kazanılmasını sağlar. Tendon transferi sonrası özel bir eğitim gerektiğinden hastanın doktoruyla işbirliği kurabileceği bir yaşa gelmesi gerekmektedir

Boyun Fıtıklarında Alışılmış Tedavi Yöntemi Nedir?

Boyun fıtıkları, bilindiği gibi, şiddetli boyun ve kol ağrılarına yol açarlar. Bu durumun başlıca nedeni omurlar arası eklemin yerinden çıkarak kola giden sinirlere bası yapmasıdır. Bu şekilde yakınması olan bir hasta hekime geldiğinde öncelikle cerrahi dışı tüm yöntemler kullanılarak hasta tedavi edilmeye çalışılır. Ancak küçük bir hasta grubunda bası çok olduğu için şikayetler geçmez ve cerrahi ile fıtık çıkartılır.

Sadece Fıtığın Çıkarılması Yakınmaların Geçmesini Sağlar Mı?

Aslında sinir kökü üzerindeki bası kaldırılınca ağrı giderilmiş olur. Fakat bundan sonraki aşama, boşalmış olan eklem boşluğunun öylece bırakılıp bırakılmaması, bırakılmayacaksa ne ile doldurulması gerektiğidir. Bir çok merkezde tek seviye fıtık ameliyatından sonra omurlar arası aralık her hangi bir malzeme ile doldurulmazken bazı merkezlerde kemik veya kafes ile bu boşluk doldurulur. Bu doldurma işleminden bir süre sonra iki omur birbirine kaynar.

Omurların Birbirine Kaynaması Ne Gibi Bir Yarar Veya Zarar Sağlar?

İki omurun birbirine kaynaması buradaki ameliyattan sonra boyun ve her iki kürek kemiği arasında oluşabilecek ağrıları engellemiş olur. Bununla beraber uzun vadeli izlemlerde komşu seviyelere daha fazla yük binmesine zemin hazırlayabilr. Gerçekten de kaynamalardan sonra komşu seviyelerde zorlanma olduğu, bu da bu seviyelerde dejenerasyonun gelişimini hızlandırdığı bildirilmektedir. İşte bu nedenden dolayı, bu seviyelerde omurlar arası eklem çıkarılınca yeni yapay bir eklem konması fikri doğmuştur.

Yapay Eklem Ne Sağlar?

Yapay eklem, hastanın kendi ekleminin yaptığı işi üstlenir. Yani, eklemin çıkarıldığı bölümde, öne, arkaya, yanlara eğilmeler ve dönme hareketleri yerine getirilebilecektir. Diğer bir deyişle, var olan hareket korunduğu için, komşu seviyelerde dejenerasyonun hızlanmasının önüne geçilmiş olacak.

Yapay Eklemin Başka Yararları Var Mı?

Fıtık çıkarıldıktan sonra kemiklerin birbirine kaynaması için kalçadan kemik alınmadığı için ek bir işlemde kurtulmuş olunuyor. Ayrıca kaynamayı arttırmak için kafes, plak gibi malzemeler kullanılmayacak, kaynamanın olup olmadığının konrolu için aralıklı röntgenler çekilip şua verilmemiş olacak. Dahası, ameliyattan sonraki seyir oldukça kısaldığından, hastalar kısa sürede işlerinin başına dönebileceklerdir.

Beyin Metastazı Nedir?

Beyin metastazı, beynin dışındaki doku ve organlarda gelişen bir kanserin beyin dokusuna yayılması ve orada da tümör oluşturması demektir.

Beyin Metastazı Nasıl Olur?

Kanser hücreleri genellikle beyine kan yoluyla gelir. Beyne ulaştıktan sonra bu hücreler bir ya da birden fazla tümöre neden olabilirler. Vücüdun herhengi bir yerindeki tümörden kopan hücreler kan veya lenf sistemine girerler. Buradan gittikleri ilk yer akciğerlerdir, daha sonra diğer organlara da gidebilirler. Bağışıklama sistemi bu hareketli kanser hücrelerini yok etmeye çalışır ancak kanser hücrelerinin sayısı çok fazlaysa bağışıklık sistemi bunların hepsini birden yok edemez.Akciğerlerin kan akımı direkt olarak beyine gittiği için akciğer kanseri çok hızlı bir şekilde beyne metastaz yapabilir. Bazen bu metastaz o kadar hızlı gerçekleşir ki, akciğer kanseri tanısından önce beyin metastazı tanısı konabilir.Bazı primer organ kanserlerinin belli başlı bir takım organlara metastaz yapma eğilimleri vardır. Örneğin kalın barsak kanseri karaciğer ve akciğere metastaz yapma eğilimindedir. Meme kanseri kemik, akciğerler ve beyine metastaz yapar.

Beyin Metastazı En Çok Kimlerde / Hangi Kanserlerde Olur?

Vücuttaki her tür kanser beyine metastaz yapabilse de en sık olarak akciğer, meme, böbrek ve kalın barsak kanserleriyle melanoma beyne metastaz yapar. Meme ve böbrek kanserleri genellikle beyinde tek tümöre neden olur. Akciğer ve kolon kanseri ile melanoma ise çok sayıda tümöre neden olurlar. Bütün beyin metastazlarının yaklaşık olarak %60’ı akciğer kanserinden köken alır. Bütün meme kanserlerinin de yaklaşık olarak %20-30’u beyne metastaz yapar. Metastatik beyin tümörlerinin yaklaşık olarak ’inde primer tümörün yeri saptanamaz. Bu durumda muhtemelen ilk (primer) kanser oluştuktan ve kana metastaz hücreleri verdikten sonra vücudun bağışıklık mekanizması tarafından yok edilmiştir. Ancak metastaz hücreleri beyine ulaşıp çoğalmaya devam edebilirler.

En Sık Beyin Metastazı Yapan Kanserlerin Özellikleri Nelerdir?
Akciğer Kanserleri
En sık beyin metastazı yapan kanserlerdir Akciğer kanserlerinin yaklaşık %35’i beyine metastaz yapar Beyin metastazı, primer akciğer kanserinden önce ya da aynı zamanda ortaya çıkabilir Beyinde birden çok metastaza sık rastlanır
Meme Kanserleri
İkinci en sık beyin metastazı yapan kanserlerdir Meme kanserlerinin yaklaşık -30’u beyine metastaz yapar Metastazlar meme kanserin tanısı konduktan birkaç yıl sonra ortaya çıkar Beyin metastazı genellikle daha genç ve menapoz öncesi kadınlarda ortaya çıkar Tekli veya çoklu metastatik tümörler eşit sıklıkta görülürler
Melanomalar
Üçüncü en sık beyin metastazı yapan kanserlerdir Melanomaların yaklaşık olarak %30-40’ı beyin veya meninkslere metastaz yapar Metastazlar primer tümör tanısı konduktan birkaç yıl sonra ortaya çıkar Birden çok beyin metastazına sık rastlanır Metastatik tümörler kan damarlarınca zengin olduğu için kanama eğilimindedirler
Böbrek Kanserleri
Dördüncü en sık beyin metastazı yapan kanserlerdir Böbrek kanserlerinin yaklaşık %5-10’u beyin metastazı yapar Metastazlar primer tümör tanısı konduktan birkaç yıl sonra ortaya çıkar Metastazlar genellikle tek tümördür Metastatik tümörde genellikle kan damarları da bulunur
Kalın Bağırsak Kanserleri
Beşinci en sık beyin metastazı yapan kanserlerdir Kalın barsak kanserlerinin yaklaşık %5’i beyine metastaz yapar Metastazlar primer tümör tanısı konduktan birkaç yıl sonra ortaya çıkar Metastazlar genellikle tek tümördür Beyin metastazı ne sıklıkla ve kimlerde görülür? Kanser görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Metastatik kanserler en sık 65 yaşın üstündeki kişilerde görülür. Genellikle erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülür.
Beyin Metastazlarında En Sık Görülen Belirti / Bulgular Nelerdir?

Beyin tümörünün belirti ve bulguları tümörün beyin içindeki yerine bağlı olarak ortaya çıkar. En sık görülen belirti ve bulgular baş ağrısı, kuvvetsizlik, dengesizlik ve nöbetlerdir. Bedendeki asıl kanserde ortaya çıkanların yanı sıra beyin metastazlarında aşağıdaki belirti ve bulgular da görülebilir.

Artmış kafa içi basıncı. Hastaların çoğunda ortaya çıkan bulgular kafa içinde büyüyen kitlenin kafa içindeki basıncı artırmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Artmış kafa içi basıncının göstergeleri baş ağrısı, kusma ve bilinç bozukluklarıdır. Baş ağrısı. Beyin tümörü olan hastaların yaklaşık yarısında ortaya çıkan ilk belirti baş ağrısıdır. Hastaların büyük bir kısmında baş ağrısı olur. Kusma. Kusma genellikle bağ ağrısına eşlik eder. Erişkinlerden çok çocuklarda görülür. Çocuklardaki bu kusma o kadar şiddetlidir ki buna “fışkırır” tarzda kusma adı verilir. Bilinç bozuklukları. Beyin tümörü olan hastalar, hastalıklarının bir döneminde bilinç bozuklukları yaşarlar. Bu durum hafif bir kişilik bozukluğundan geriye dönüşümsüz koma durumlarına kadar gidebilir. Havale. Beyin tümörü hastalarının yaklaşık %35’inde epilepsi benzeri havaleler görülür. Bu durumda bütün vücutta kasılmalar ve bilinç kaybı olur. Bu durum 45 yaşından büyük beyin tümörü hastalarında daha sık ortaya çıkar. Fokal nörolojik bulgular. Baş ağrısı, bilinç bozuklukları ve havaleler beynin birçok yerindeki tümörlerde ortaya çıkabilse de bazı bulgular, tümörün beyinde tuttuğu yere göre özellik gösterir Buna göre tümörün bulunduğu yere ait olarak bedenin karşı tarafında karıncalanma, duyu kaybı veya kuvvet azalması şeklinde bulgular ortaya çıkabilir.
Beyin Metastazlarının Tedaviden Sonra Tekrarlaması Mümkün Müdür?

Beyin tümörünün tedavisi tamamlandıktan sonra bir yıl boyunca her üç ayda bir MR yapılarak hasta izlenir. Bu izleme tümörün tekrarlayıp tekrarlamadığını belirlemek için yapılır. Vücudun herhangi bir yerindeki diğer tümörler gibi metastatik beyin tümörleri de tekrarlayabilir. Tekrarlayan beyin tümörlerinin tedavisi, primer tümörün değerlendirilmesiyle başlar. Eğer primer tümör kontrol altındaysa metastatik tümörün tedavisi için tekrar cerrahi, radyocerrahi, radyasyon tedavisi ya da bazı durumlarda tam beyin ışınlaması yapılabilir. Kemoterapi veya immünoterapi de seçenekler arasıda yer alır.

Beyin Kanaması Neden Meydana Gelir?

Beyin kanamalarının en sık rastlananı damar yapısına bağlı anormalliklerden, kendiliğinden yani yüksek tansiyon veya travma gibi sebeplerden dolayı meydana gelebilir. Travmaya bağlı olan beyin kanamaları oldukça sık rastlanır. Kafatasına alınan bir darbe sonucu meydana gelir ve kanamamalara neden olur. Beyin damarı anormalliklerine bağlı olarak oluşan kanamalar da bulunmaktadır. Diğer tip kanamalar ise beyin dokusunun kendi içinde çıkan kanamalar olup beynin yapısal bozukluğu veya tümör sonucu meydana gelir.

Beyin Kanamaları Kalıcı Hasar Bırakır Mı?

Beyin kanamaları veya belirtileri dikkate alınmadığı zaman hasta üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir. Beyin kanamasının olduğu yerdeki hücreler aynı kalp krizinde olduğu gibi hasar gördükleri için bir daha görevlerini yapamazlar. Çünkü beyin dokusunun kendini yenileyebilme özelliği yoktur. Fakat ölen hücrelerin çevresinde bulunan bayılmış hücreleri geri getirilebilirse hasar o derece az olacaktır. ?Diğer bir önemli husus ise kafatasının içindeki kanamanın hacmidir. Kafatası kapalı bir kutu olduğu için beyin kanamasındaki kan miktarı beyine baskı yapar. Bu baskı ilk belirtilerin görüldüğü anda derhal müdahale edilip azaltılmazsa beyin dokusu sıkışır. Bu da hayatın sonlanması veya felç anlamına gelebilir.

Hangi Hastalıklar Beyin Kanaması Riskini Artırır?

Beyin kanamasında en büyük riski oluşturan hastalık tansiyondur. Çünkü tansiyon yüksekliği damarlarda çatlama ve kanama riskini artırdığı için en sık görülen nedenlerdendir. Kan hastalığı, damar tıkanıklığı, kalpte ritim problemi olan hastalar genellikle kan sulandırıcı ilaçlara (aspirin gibi) ihtiyaç duyarlar. Buda sulandırmanın dozunun fazla kaçırılması beyin kanaması riskini artırır. Bunun dışında kanamaya neden olabilecek kafatası içinde sağlık problemi yaşayan, beyinde damarsal yapı anormallikleri olan veya tümörler gibi belirgin hastalıkları olan hastaların beyin kanaması risk taşımaktadırlar.

Bel Kayması Neden Ortaya Çıkar, Kimlerde Daha Sık Görülür?

Zamanla omurların yıpranması , ayrıca sporcu yaralanmaları, kazalar, tümörler, bel kaymasına neden olabilir. Zor geçen bazı doğumlarda bel kayması ortaya çıkabilir. Yaşlılık bel kaymasının önemli nedenlerinden biridir zira uzun yıllar hırpalanan omurlar ve sıklaşan ağrılarla bel kayması ciddi bir soruna dönüşür.

Bel Kayması En Çok Hangi Yaşlarda Görülür?

Bel kaymasına çocukluk yaş grubunda ve orta yaş üzerinde sık rastlanır. Çocukluk yaş grubunda olan bel kayması doğuştan olup arka destek yapılarda eksikliğe bağlı küçük yaşlarda ortaya çıkar. Genelde belin leğen kemiğiyle eklem yaptığı en alt omuru (L5-S1 )kayar. Orta yaş üzerinde gelişen erişkin tipi ise daha çok dördüncü omurunun en alt bel omurunun (L4-L5) üzerinde kayması ile oluşur.

Bel Çektirmek Doğru Mudur?

Halk, bel kaymasına karşı hekim olmayan kişilerin uyguladığı tedavilere ilgi gösteriyor. Ancak bu yöntem tıpta "manipulasyon terapi" olarak bilinmekte ve sadece hekimler tarafından uygulanmaktadır. Bu yöntemin hekim tarafından bile son derece titiz bir şekilde uygulanması gerekir. Aksi taktirde, çekme sırasında omurilikten çıkan sinirler omurlar arasında sıkışarak, hastalık onarılması güç bozukluklara hatta felce neden olabilir. Birçok hastada bel ağrısı basit ilaçlarla ya da yatak istirahatı ile geçebilir. Tıp dışı kişiler tarafından uygulanan bu yöntemin bazı hastalarda başarılı olması, bu yöntemlerin riskini ortadan kaldırmaz. Tıpta uygulana girişimlerde ilk ilke, hastaya yaralı olalım derken zarar vermemektir. Bu nedenle, tıp dışı kişiler tarafından bel çektirmenin son derece zararlı olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

Her Bel Kayması Olan Hasta Ameliyat Mı Olmalı?

Kesinlikle böyle birşey yok kaymanın az olduğu hastalarda öncelikle ameliyat dışı tedaviler başlanır. Bazen hiç bir tedavi yapmadan sadece hastaları gözlüyoruz.

Bel Kaymasında Ameliyat Dışı Tedaviler Nelerdir?

Ağrısı ve kas spazmı olan hastalarda ilaç tedavisi uygulanır. Aktiviteler azaltılarak bel dinlendirilir ve kas spazmı çözülmeye çalışılır. Şikayetler devam ederse bel korsesi de denenebilir. Korse yine omurga hareketlerini azaltarak spazmın çözülmesineve ağrının azaltılmasına yardımcı olur.

Belden Yapılan İğneler Bel Ağrısına Faydalı Mıdır?

İlaç tedavisi, aktivite kısıtlaması ve bel korsesi uygulamasına ragmen şikayetleri devam eden hastaların beline steroid enjeksiyonu uygulanabilir. Enjeksiyon lomber sinir köklerinin çevresindeki epidural boşluğa yapılır. Ağrı ve şişliği azaltırlar. Ancak genelde geçici bir iyilik hali ağrı yaratırlar.

Fizik Tedavinin Bel Kayması Tedavisinde Yeri Nedir?

İyi bir rehabilitasyon programı bel bölgesi çevresindeki kasları güçlendirip, kalça çevresindeki kısa ve gergin kasları uzatarak kayan omurun daha stabil hale gelmesini sağlayabilir. Hastalar rehabilitasyon boyunca doktor gözetiminde istirahat, ilaç ve rehabilitasyon tedavilerini almaya devam ederler.

Kimlere Ameliyat Öneriyorsunuz?

Kayma çok fazla olduğunda ve şikayetler ameliyat dışı tedavi yöntemleriyle iyileştirilemediğinde ameliyat öneriyoruz. Yürümenin kötüleşmesi, bağırsak ve mesane fonksiyonlarında değişiklik, sinir fonksiyonlarında geri dönüşsüz kötüleşme olması da diğer ameliyat gerekçeleridir.

Bel Kayması Ameliyatında Ne Yapıyorsunuz?

Genelde ameliyatta yapılan cerrahi kayan omuru altındaki omura vidalarla tutturup kaynatan füzyon cerrahisidir. Bu sırada bası altında olan sinirler rahatlatılır. Bazen sinir köklerinin çıktığı boşlukların yüksekliğini artırma amacıyla omurga gövdelerinin arasına da bir kafes konulabilir. Bu kafesin içi de kemik dolu olup gövdeler arasında kaynama sağlar.

Ameliyat Sonrası Bel Hareketlerinde Azalma Oluyor mu?

Bu bir füzyon bir başka deyişle kayan omuru alttaki omura aradaki ekleleri yok ederek kaynatma ameliyatı. Dolayısıyla ameliyat sonrası o ekleme ait hareket ortadan kalkar. Ancak hastalar üstteki ve alttaki komşu omur eklemlerini kullanarak normale yakın bir bel hareketine sahip olabilirler.

Üstteki veya Alttaki Komşu Omur Eklemleri Sağlıklı Değilse Ne Yapıyorsunuz?

Ameliyatta amaç en az sayıda (mümkünse sadece iki omuru) omuru birbirine kaynatmaktır. Eğer üst ya da alt eklemlerde kireçlenme, kanal daralması ya da fıtık gibi ciddi bir problem var ise ikiden fazla omurun birbirine kaynatıldığı olabilir. Ancak bu durumda bel hareketlerinde farkedilir bir azalma oluşur. Ameliyata yapan cerrah mümkün olduğunca bel hareketini koruyamaya çalışmalıdır.

Ameliyat Sonrası Hastaları Neler Bekliyor?

Hastalar ameliyattan sonra 3. gün taburcu ediyoruz. Ben ameliyat sonrası hastalarımda bel kaslarına destek olması amacıyla dört hafta sure ile özel korse kullanıyorum. 6-12 ay içinde bel kemiklerindeki kaynama tamamlanır. Bu dönemde öne ve arkaya eğimeyi kıstlıyoruz.